ZAMANIN SAHİBİ KİM? E.I., 2009, Birgün

Zaman anlayışı tarih boyunca değişti. 18. Yüzyılda disipline edilmiş zamana alışılmaya başlandı. 19. Yüzyıl ise okul gibi kurumlarla disipline edilmiş zamanın içselleştirildiği dönem oldu. Kitlesel üretim ve zamanın tam olarak metaya dönüşmesi 20. yüzyılda gerçekleşti ve esnek üretim ile sonuçlandı.

Zamanın bu esnek kullanımı yine zamanın esnek kullanıldığı kapitalist öncesi dönemden elbette farklı. Eski zamanlarda zamanın efendisi yoktu ve zaman yaşamın devamı için kullanılmaktaydı. Zaman değil, bitirilmesi gereken işler referans alınarak hayat devam etmekteydi ve zaman mekandan kopmamıştı. Endüstriyel iş disiplini zamanı parçalara bölen saat kullanımını yaygınlaştırıldı. Meraklıları için belirtelim E.P. Thompson “Avam ve Görenek” kitabında zaman ve iş disiplininden bahsederken saatin ele geçirdiği konumdan bahseder.  Kapitalizmle beraber yaşam işten, zaman mekandan koparılır.

Yazının devamında eskiye bir ağıt yakacağım sanılmasın. Yapacağım “zaman”a sahip çıkmanın metalaşmaya direnmek için bir yol olduğundan bahsetmektir. Zamanın değişen algısından bahsetmek , o anlamı çalışanların daha insani bir biçimde kuracağı, insani biçimine sahip çıkacağı konusunda umut verir. Sadece iş gören makina, insani özellikleri minumuma indirilmiş çalışan anlayışının yerine başka bir çalışma anlayışı için zamana sahip çıkmalıyız.

Zaman tüketilen, harcanan bir metaya dönüştüğünde zamanı ölçme, verimli kullanma konusunda bir çok teknoloji ve yöntem de geliştirildi. Bunların başlangıcında yani 20.yy başında Taylorizm yönetim anlayışı ile zihinsel ve fiziksel işlerin birbirinden ayrılması gelmektedir.

19. yüzyıl İngilteresinde toplumun kendini tekrar üretemeyeceği noktada iş saatleri konusunda bir sınırlamaya gidildiğini bundan sonar ise bu sınırlı zamanın yoğun olarak nasıl kullanılacağı üzerine  kafa yorulduğunu Marx’tan okuyabiliriz.
Zamandan kazanmak için sürekli basit iş yapan ile  zihinsel çalışanın ayrılmasından, tüm çalışanların sadece fiziksel değil yaptıkları iş üzerine kafa yorarak da çalışmaları gerektiği anlayışına kadar yaşanan değişim arasında on yıllar var. Yine de bu her iki yaklaşım da varlığını sürdürmektedir.

Zamanın nasıl kullanılacağı çok geniş, birikimli sonuçlara yol açar. İş gören mekanizmaya indirgenmek, bunun için yönetim sistemlerinin gittikçe karmaşıklaşması ve hızla değişmesi  çalışanın hangi koşullarda yaşadığı ile ilgili kavrayışını eksik bırakmaktadır. Çoğu zaman iş yerindeki her dakika işten bahsetmenin nedenlerinden biri de budur. Kimse birşey söylemeyince tahmine çalışırsın.

Gitgide esnekleşen zaman kullanımının daha geniş sonucu; yıllarımızı geçirdiğimiz hayatımızı ya da işi hakim olamadıkça, kavrayamadıkça geçici gördüğümüz için, ciddiye almamaya yol açabilmekte. Richard Sennett, Karakter Aşınması kitabında bu tipolojiye “ironik insan” diyor.  İş güvencesizliği, geçici işler, değişen ihtiyaçlarla anlamını kaybeden konumlar, işe yaramayan bilgiler ve sürekli değişen yaşam bireyin anlamlı bir hayat hikayesi oluşturmasına engel olmakta. Geçen zamanın anlam kazanarak birikmemesi zamanın kontrolünün geri ele geçirilmesini acil kılmaktadır. Hayat kullanılıp atılan zaman parçalarından yani anlardan ibaret ise geçmişe rağmen sadece bugünden ibaret bir hayat ortaklaşa anlam kurmayı engelleyecek, bu anlam zamanı metalaştırmak isteyenler tarafından kurulmaya devam edilecektir.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s