PLAZADAN SESLER KOROSU

Bu “koro”yu Radikal Gazetesi Ofis Dedikoduları köşesinde çıkan yazılardan derledik. Deneyimlerimizi paylaşmak, birbirimizden haberdar olmak için her bültende “Plazadan Sesler Korosu”na yer vermek niyetindeyiz; katkılarınızı bekliyoruz:
bilgi@plazaeylem.org

“İşyerinde disipline karşı değilim ama ayda yılda bir elde olmayan sebeplerle sabahları 1-2 dakikalık geç girişlerinle ilgili turnike girişi dökümünün, mailine müdürlerin tarafından gönderilmesi hiç hoş değil. Ayrıca, hani erken gelinen günler ya da gecelere kadar süren mesailer için teşekkür?”(Ç. Ö, kadın, 34, banka çalışanı)

“Üreten sizseniz, fikir veren de siz olun”: Personelin iş konusundaki görüş ve fikirlerini almak ve «Bakın sizin görüşlerinize de önem veriyoruz» demek isteyen şirket binaya bu amaçla bir pano koyar. İkinci günün sonunda panoya yapıştırılan post-it›lerden çıkan mesajlardan bir kısmı şöyledir: ‘Ne istiyoruzzz? Maaşa zam, yemek ücretine zam, kreş. Ne zaman? Hemen şimdi. Vermeyecekler, Alacağız, Vermeyecekler Alacağız’ Üçüncü gün pano kaldırılır haliyle…”(T.K., erkek, 31, banka çalışanı)

“’Seni tanımıyorum’: Bir konu için genel müdürün odasına gitmek lazım. Toplandık gittik, kapıyı çaldık, son derece saygılı bir şekilde içeri girdik. “Müsait misiniz, şu konuyu konuşacaktık?” dedik. Cevap; “Siz kimsiniz?” “Ali Bey, hani biz işte şey, yani yıllardır yan yana çalışıyoruz. Nasıl tanımazsınız?” Kem küm… Şaşkaloz bir halde kalakaldık. Acaba bir hastalığı falan mı vardı, hani Alzheimer falan için de genç değil miydi… “Kartlarınız boynunuzda değil, ben sizi tanımıyorum. Kartlarınızı takın, öyle gelin” dedi. Donup kalmıştık, odadan çıktık… Anlamak daha çok vakit alacaktı, kabul etmeliydik ki biz artık insan değildik. Kim demiş milenyum çağı beklendiği gibi olmadı diye… İşte olmuştu, yukarıdakilerin bizim yüzümüzü tanımaya, bizi bilmeye ihtiyacı yoktu artık. İsimlerimizse sadece işleri yapanları tanımlamak için kullanılan kodlardı, kartlarda isimleri okumaları yeterliydi.”(B. M., kadın, 28, özel şirket çalışanı)

“Şirket tamamen yeni bir bilgisayar sistemine geçmiş, tüm kadro isyanlarda… Yeni programı ilkel bulan mı dersiniz, sistemin sürekli bilgisayarları kilitleyip verileri yok ettiğinden şikayet eden mi… Ofisteki uğultu üç hafta bitmedi. Sorular havada uçuşuyordu, “Peki şimdi yedekleme için ne yapıyorduk?”, “Yaa benim bilgisayar kilitlendi, senin ekrandan açabilir miyim?”… Tabii tüm bu tantanada asıl kafası şişen teknik destek elemanı arkadaşlar oldu. Herkesin dört bir yandan seslenip yardım istediği bir gün, dertlerimize derman olan teknik servisten bir arkadaş, biraz da bıkkın bir tonla noktayı koydu: “Önce sistemi sevmek lazım!” O gün bugündür söz dinleyip, sistemi sevmeye çalışıyoruz…”(S. B. kadın, 29, reklamcı)

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s