Bir Katılımcımızdan Grevdeki THY İşçisine Destek Mesajı

THY_Grevi
Merhaba 305 ve greve katılan herkes,

Size iyi geleceğini düşündüğüm bir hikaye anlatmak istiyorum. Çalıştığım işkolunda ne yazık ki sendikal bir örgütlenme olmadığından her hak ihlaliyle tek başımıza savaşmak zorunda kalıyoruz. Bu ihlallerden biri de benim başıma geldi. Haksız ve sudan sebeplerle işten atıldım. İşe iade davası açtım, 2 sene sürdü, mahkeme tazminata ve işe iademe karar verdi. İşveren davet etti, tekrar işe başladım. Bana ihtiyaç duymadıklarını, tazminatı ödememek için işe aldıklarını açık bir şekilde beyan ettikleri, yasal olarak onları zor durumda bırakacak hiçbir şey yapmamaya çalıştıkları ancak onun dışında resmen hiç yokmuşum gibi davrandıkları 2 aylık sürenin sonunda işten ayrılıp tekrar dava açtım. Bu dava da herhalde 2 sene sürecek. Bu son süreç üstümden silindir gibi geçti. Mobbinge maruz kaldım ancak yasal olarak mobbing davası açabilmek için bu muameleyi 6 ay çekmeniz gerekiyor. Dayanabilecek gücüm yoktu. Günlerin nasıl zor geçtiğini, yıkıcılığını anlatmanın imkanı yok. Yaşa da gör denilen cinsten. İşten atılan 305 arkadaşınız ne demek istediğimi daha iyi anlayacaktır.

İşin en acısı sizin başınıza bunlar gelirken işyerinde birlikte yemek yediğiniz, güldüğünüz, eğlendiğiniz, sohbet ettiğiniz insanlarla tüm dayanışma kanallarından yoksun bırakılmak. Karşımda, işten atıldığıma üzüldüğünü bile gösteremeyecek kadar yalnızlaştırılmış, korkutulmuş, çaresiz bırakılmış insanlar vardı. Hoşçakal bile diyemeyen insanlar karşısında duyduğum utancı bir daha duymam, duyamam sanırım. Bu dünyaya karşı siz demek. Açık ara kırıldığınız bir yerde doğrulamamak demek.

Birliktesiniz. Haklısınız. İyi işverenmiş, 5 yıldızlı patronmuş hikaye bunlar. Biz onlar için birbirinin yerine konulabilir, harcanabilir, bozdurulabilir parçalarız. Ne daha az ne daha fazla. Ve emin olun ne kazandıysak direnerek kazandık. Azıcığını bile bizim iyiliğimizi düşünerek tepside sunmadılar. Hasbel kader iyiliğimiz için geliştirildiği iddia edilen bütün yöntemlerin altını birazcık kazırsanız, hatta belki kazımanıza bile gerek kalmaz o kadar yüzeydedir, orada da “verimliliği artırmanın altın kurallarını” görürsünüz. Düşünebiliyor musunuz, “Su damacanalarının, her memurun su içmek için, ortalama olarak, birkaç yüz santimetre yürümesine yol açacak biçimde yerleştirilmesinin, tek bir bürodaki memurların her yıl yalnızca yeterli miktarda su içmek için, toplamda elli bin mil kat etmesiyle ve her çalışan için buna tekabül eden bir zaman kaybıyla sonuçlandığını” bile hesaplamışlardır, tarih kayıt düşmüş. Uygarlığımızı ve mutluluğumuzu(!) çalışmamız üzerine yöneltilen bu olağanüstü dikkate borçluyuz. Yine de her şeyi bulduk, ancak insanları 305’er 1000’er öğütmeden nasıl kalkınabileceğimizi bir türlü bulamadık.

Elbette gönül isterdi ki uymak zorunda olduklarını belledikleri, bu “rekabet” cenderesinin kendilerine de ne yaptığını görsünler-çirkinliklerinden ruhlarına bakılmıyor- bir nefes alsınlar, bizim almamıza da izin versinler. Demezler mi adama, kardeşim nefes almak için izin mi alacağım senden? Görünen o ki öyle. Oysa sorun sadece bir iş sahibi olma sorunu değil, insan haysiyetine yakışacak bir iş sahibi olma sorunu. Bırakın haysiyeti, biz nefes alamıyoruz.

Diyeceğim odur ki, birbirinizin derdini ancak birbirinize anlatabilirsiniz. Anlarsanız siz anlarsınız. Bu mümkündür. İmkanınız varken kaçırmayın.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s