İşten çıkaranları kim işten çıkaracak?

-Bir işten atılma öyküsü-

Ülkemiz, antika yöntemlerle ilişki kuran yöneticilerin yönettiği bir ülke. Bu durumun yansımalarını sadece siyasal yönetimimizde değil, şirketlerde de görmekteyiz. Onlar istedikleri kadar Avrupa’dan “inovasyon” yani yenilikçilik ithal etsinler, istedikleri kadar yenilendiklerini, farklı olduklarını söylesinler, istedikleri kadar ilerici, çağdaş gözüksünler, festivaller düzenleyip, entelektüel pozlarına girsinler. Onlar için kaynaklar hep kıt, bu sebeple bedel ödemek zorunda olanlar da milyonlarca çalışandır.

Bir süre önce Akbank’tan ben ve sayısını tespit edemediğim birçok çalışma arkadaşım işten atılınca bunu daha iyi anladık.  Bankanın çok farklı kademelerinden, gişe yetkilisi, müşteri temsilcisi, genel müdürlük çalışanı ve çağrı merkezi çalışanlarını kapsayan bu işten çıkarmalarda “performans düşüklüğü” sebep olarak gösterildi. İşten çıkarılan her çalışanın hakkı olduğu üzere, bu haksızca uygulamaya cevap olarak işe iade davası açtım. İlk celsede davayı kazandım ve temyiz sürecinden sonra, kanun önünde de Akbank’ın beni haksızca işten çıkardığını “kağıt üstünde” kanıtlamış olacağım.

Ancak Akbank’ın bu haksız uygulamalarının sadece bana değil, şu anda bankada çalışanlara da yapılmakta olduğunu gözler önüne sermek yükümlülüğü hissediyorum. Bankanın beni işten çıkarmak için yeterli gördüğü “performans sistemi” ve diğer uygulamaların müşteriler ve çalışanları nasıl karşı karşıya getirdiği, “yeni bankacılık” adı altında kârları daha çok arttırmak için nasıl uygulamaların olduğunu kısaca anlatırsam, hem işten atılan arkadaşlarımın, hem de bankada çalışan arkadaşlarımın durumuna tercüman olacağımı düşünüyorum.

Bankada bulunduğum süre içinde gişe yetkilisi olarak üç farklı birimde bulundum. En son “dinamik kadro” olarak adlandırılan, yıllık izin kullanan çalışanı ikame eden bir birime atandım. Bu arada performans kıstasları değişti ve buna göre çalışanın performansının yarısını ürün satışı, diğer yarısını ise işlem performansı oluşturmaktaydı. Yani bankanın kuruluşundaki temel olan “parayı muhafaza etme ve ihtiyacı olana ulaştırmak” artık yetmiyormuş, eğer karşınızdaki kişiye bir ürün satamamışsanız, o zaman siz “yeni bankacılık” kriterlerine uymuyormuşsunuz. Hatta çalışanlar satış hedeflerini gerçekleştirmesi halinde terfi almakta diğer noktalardaki yeterlilikleri ise geri planda kalmakta, size yapılan muamele bile buna göre değişmekteydi. Bunun yansıması olarak ben de satış hedefi baskısı ile karşılaştım, ancak benim hedeflerimi yakalayacak kadar satış yapabilmemin en önemli şartı olan müşterileri tanımak gibi bir olanağım yoktu. Çünkü her hafta başka bir şubede bulunmak zorundaydım ve benimle aynı birimde bulunanlar da aynı şekilde düşük hedef gerçekleştirmekten yakınıyordu. Hatta şubedeki yöneticiler bile hedeflerimizin şubedeki gişelerle aynı olmasını garipsiyordu. Ancak daha yetkinleştiğim zaman bile daha fazla fiş basmamın, daha hızlı işlem almamın, yöneticilerim tarafından daha çok tercih edilmemin hiçbir karşılığı yoktu. Çünkü onlara göre bu işlemler “performansın” alışıldık, basit taraflarıydı, önemli olan ise satıştı.

Bu durumda satış yapmaya çalışırken işlem süresinin artması, eksik para sayımı, kasa eksikleri gibi durumlar çalışanların sıklıkla başına gelen meseleler. Dolayısıyla yüksek kriterlere ulaşabilmeniz mümkün olmuyor. Ayrıca ürün satışında müşteri ile yaşanan sorunlar çalışan üzerinde baskı yaratıyor.  Özellikle artı para ve kredi kartı satışı sonrası çıkan sorunlar yüzünden çalışanlar kaygı duymaktaydı. Çünkü bu araçlar çoğu zaman ödenemiyor ya da eksik ödeniyor ve bankadan adım atıldığında o kişinin tüm hakaretlerini dinlemek zorunda kalan çalışan oluyordu.

Bankanın koyduğu satış rakamlarına ulaşamamak, çalışmadığın ve işinden kovulabileceğin anlamına geliyor. Birçok çalışanın bu şartlara katlanmasının tek sebebi yaşamını sürdürebilmek. En düşük gişe ücreti ise memur ücretlerinin altında (hem de yılda 4 kez ikramiye alınmasına rağmen), artık bütün şirketlerde var olan yemek kartı uygulaması ise henüz sene başında uygulamaya konuldu. Çalışanların mevcut sendika dışında bir sendikada örgütlenmesi de zorlaştırılmış durumda. Bu ücretleri alan çalışanlar kişi başına yaklaşık ikiyüzbin liralık kâr sağlıyorlar. Eğer müşteri temsilcisi ya da genel müdürlük çalışanıysanız, maaşınız biraz daha yüksek olabiliyor ancak bu kez uzun saatler süren mesailere kalabiliyorsunuz.

Banka yöneticileri de bu durumun farkında ve bundan çok güzel yararlanıyorlar. Türkiye gençliğindeki huzursuzluğun, gençlerin büyük çoğunluğunun sevdiği meslekte çalışmadığının, çalışanların çok az ücretlere çalıştığının herkes farkında. Banka çalışanları hakkında onur kırıcı sözler söylenmesi, dedikodular yapılması, eleştirilerdeki kırıcılık ve çalışanların açıkça “onbin liralık maliyet” olarak görülmesi de, 15 ay boyunca benim şahit olduğum olaylar.

İşte böyle bir ortam bankada bulunurken, halkımızın da banka memurlarını çok iyi paralar kazanan, hali yerinde insanlar olarak algıladığı bir ülkede yaşıyoruz. Ancak işin gerçeği böyle değil. Bunun en basit göstergesiyse, 5 ay önce sokaklarda eşitlik, bağımsızlık ve huzur istemek için işyerlerinden sokaklara dökülen milyonlardır. Çünkü böyle bir iş ortamında çalışmak, üniversite öğrencilerinin sertifika için katıldığı kariyer günlerinde anlatılanlar ile çelişiyor.

İnsanların bugünlerini ve geleceklerini kendi çıkarları için karartanlara karşı yalnız olmadığımı ve bu mağduriyete sahip binlerce insan olduğunu biliyorum. Bu sebeple iletişim kuramadığım işten atılan arkadaşlarımı beraber hareket etmeye çağırıyorum. Bugün başta kıdem tazminatına el konulması konusunda olmak üzere, çalışanların haklarına yönelik yapılan her türlü haksızlığa karşı, tüm çalışan, işten atılan arkadaşları mücadeleye çağırıyorum.

Son olarak, 6 ay önce Rehyanlı katliamı ile ilgili belgeleri ortaya çıkardığı iddiası ile tutuklanan er Utku Kali’nin sorduğu gibi:

Quis custodiet ipsos custodes (Gözetleyenleri kim gözetleyecek)?

Akbank’daki işinden atılan bir genç

Reklamlar

2 thoughts on “İşten çıkaranları kim işten çıkaracak?

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s