Sevmek Namına Bölüm 2

Yazının çok ilgi gören birinci bölümünden sonra ikinci bölümün de çevirisini tamamladık. Buyurun iyi okumalar;

SIYODa“Bir Silikon Vadisi girişimcisi, müze yayıncısı ya da düşünce kuruluşu (think-tank) danışmanı olmanın kendi hakikatimiz için vazgeçilmez olduğuna inanıyorsak, otel odalarını ve büyük depoların raflarını temizleyenlerin iç dünyası ve umutları hakkında ne düşünüyoruz? Cevap: Hiçbir şey.”

Amerikan vatandaşlarının çoğunluğunun çalıştığı ve çalışacağı işler, eziyetli olmasına rağmen düşük ücretli işlerdir. Amerikan İşgücü İstatistikleri Ofisi’nin 2020’ye kadar en hızlı büyümeyi göstermesini öngördüğü iki meslek, 2010’daki yıllık getirileri sırasıyla 19,640 $ ve 20,650 $ olan “kişisel bakım yardımcılığı” ve “ev işleri yardımcılığı”dır. Belirli meslek tiplerini sevilmeye değer seviyesine çıkarmak toplumu işler kılan, alelade işleri yürüten emek gücünü, özellikle de hasta bakıcıların çok mühim olan emeğini ister istemez boşa çıkarır.

SİY, yaşamlarımızı rahatça ve sevdiğimizi yaparak sürdürmemizi sağlayan pek çok mesleği nasıl boşa çıkarıyor ve tehlikeli bir şekilde görünmez kılıyorsa, coşkulu habercisi olduğu pek çok mesleğe de büyük zarar vermektedir. SIY mantrasının, taraftarlarını en çok harap ettiği yer belki de akademidir. Ortalama bir doktora öğrencisi, 2000’li yılların ortalarında İskandinav mitolojisi ya da Afro-Küba müziği gibi tutkularının izini sürmek için düşük bir bursla yaşamayı göze alıp, finans ve hukuk eğitimiyle cebine girecek kolay paradan (şimdi daha az kolaydır) vazgeçebiliyordu.

Bu yüce çağrıya yanıt verenlerin kazandığı ödül, Amerikan üniversitelerindeki öğretim üyelerinin %41’inin misafir profesör- ne hakları, ne ofisleri, ne iş güvenceleri olan düşük ücretli sözleşmeli okutmanlar- olduğu bir akademik istihdam pazarıdır.

Doktora öğrencilerinin, yüksek vasıflı emeklerini, girdikleri yola bağlı kalarak ve doktorayı almak için geri dönüşü olmayacak masrafları göze alarak böylesine düşük ücretlerin karşılığında harcamalarının pek çok nedeni vardır. En güçlü sebeplerden biri, SIY doktrininin akademiye etkin şekilde kök salmış olmasıdır. İşçilerin kimlikleri ile işin çıktısının bu derecede kaynaştığı pek az meslek vardır. Akademik araştırma saf aşk ile yapılmak zorunda olduğundan, buradaki emeğin gerçek koşulları ve bedeli ya hiç düşünülmez ya da düşünülse bile ikinci planda kalır.

Sarah Brouillette, “Akademik Emek, Yönetim Estetiği ve Serbest Çalışmanın Vaadi” isimli çalışmasında akademi üzerine şunları yazıyor: “Çalışmamızın maddi olmayan ödülleri olduğuna ve kimliğimizle ‘sıradan’ bir işten çok daha fazla bütünleştiğine dair inancımız, yönetimin amacının minimum masrafla maksimum değeri elde etmek olduğu şartlarda bizi ideal çalışanlar haline getirir.”  

Birçok akademisyen kurumsal çalışma ortamından ve ona eşlik eden değerlerden kaçındığını düşünmekten hoşlanır, fakat Marc Bousquet “Çalışıyoruz” isimli makalesinde, aslında akademinin kurumsal yönetimler için bir model oluşturabileceğini belirtiyor:

“İnsanlar akademik çalışma ortamına nasıl özendirilir ve bir barmenin aldığı ücretten daha azı için yüksek seviyede entellektüel ve duygusal yoğunlukta haftada 50-60 saat nasıl çalıştırılır? Daha fazla iş yükü ve daha az maaş çeki karşılığında çalışanlarımızın masaları başında bayılmalarının ve “yaptığım işi seviyorum” diye mırıldanmalarının bir yolu var mıdır? Çalışanlarımızın bir fakülte ortamında hissetmelerini ve aslında çalıştıklarını inkar etmelerini nasıl sağlarız? Çalışanlarımızın işlerine aşık olabilmeleri için, kurumsal kültürümüzü kampüs kültürüne nasıl benzer kılabiliriz?”

Burada zevkli işlerin daha az zevkli olması gerektiğinden bahsetmiyoruz. Ama duygusal açıdan tatmin edip etmediğinden bağımsız olarak, çalışma çalışmadır ve bu gerçeği kabullenmek bir işin tatmin ediciliğini ortadan kaldırmaz. Öte yandan, bu gerçeği reddetmek ise, sömürünün kapılarını ardına kadar açıyor ve tüm çalışanlara zarar veriyor.

İronik bir biçimde SİY saatten bağımsız, çok düşük ücretli ya da ücretsiz emeğin yeni norm olarak ortaya çıktığı sözde “sevilebilecek” mesleklerde bile sömürüyü pekiştiriyor: muhabirler işten atılan fotoğrafçıların işlerini de yapmak zorunda kalıyor, yayıncılardan haftasonları tweet atmaları, çalışanların %46’sından hasta oldukları günlerde iş e-postalarını kontrol etmeleri bekleniyor. Sömürünün etkisinin azaltılmasında, çalışanları sevdikleri işi yaptıklarına ikna etmekten daha kolay bir yol yok.

Moda, medya ve sanat gerçek ücret yerine sosyal sermaye için çalışmayı arzu eden çalışanlarla dolu endüstriler ve bütün bunlar çalışma aşkı adı altında gerçekleşiyor.

SİY çağımız, kendi kendine yeten ve mutlu çalışanlarla dolu bir toplum yerine, misafir profesörün ve ücretsiz çalışan stajyerin (yani çok düşük ücretlere, bedavaya, hatta zararına çalışmaya ikna edilmiş insanların) yükselişine tanıklık etti. Üniversite kredisi için çalışan tüm stajyerler ya da açık arttırmayla o aşırı arzulanan moda evlerinde stajyerlik satın alanlar için durum budur (Valentino ve Balenciaga aylık stajyerlikleri açık arttırmaya çıkaran moda evlerinden. Tabii hayır işleri için). Devam eden bir araştırmanın da ortaya çıkardığı üzere, bedava stajyerlik Amerikan işgücü içinde en yüksek seviyesine ulaştı.

Moda, medya ve sanat gibi sosyal açıdan yüksek derecede arzu edilen birçok alanın para almadan çalışan stajyerlerle dolu olması bizi şaşırtmamalı. Bu endüstriler uzun süredir, yaptığın işi sevme adı altında gerçek ücret yerine “sosyal sermaye” için çalışmayı arzu eden çalışan kitlelerine alışkın. Tabii tüm bunların yanı sıra, bu fırsatlardan azade olan toplumun ezici çoğunluğu hâlâ ücret için çalışmak zorunda. Bu hariciyet sadece ekonomik ve mesleki hareketsizliği sağlamlaştırmakla kalmıyor, aynı zamanda bu endüstrileri toplumun sunacağı çeşitlilikten de yalıtıyor.

Madeleine Schwartz’ın Dissent‘te yazdığı gibi, yoğun olarak stajyerliğe dayanan endüstrilerin – moda, medya ve sanat – kadınlaştırılmış olması bir tesadüf değil. SİY’in diğer bir yaralayıcı sonucu da, kadın emeğini çok küçük ya da sıfır karşılıkla çekip alma konusundaki insafsız başarısı. Kadınlar bakıcı, misafir öğretim görevlisi ve ücretsiz çalışan stajyerler olarak düşük ücretli ya da ücretsiz işgücünün çoğunluğunu oluşturuyor, erkekleri bu konuda sayıca eziyorlar. İster lisans ister doktora mezunları yapıyor olsun, tüm bu işleri birbirine bağlayan şey, ücretin, işi yapmada temel motivasyon aracı olmaması gerektiği inancıdır. İşi kadınların yapmaları beklenir çünkü onlar doğal bir yetiştirici/besleyicidirler ve insanları memnun etme konusunda doğuştan isteklidirler; sonuçta karşılıksız çocuk bakımını, yaşlı bakımını ve ev işini insanlık tarihinin başından beri onlar yapmaktadır. Ve tabii para konuşmak pek hanımefendice bir özellik değildir.

* * *

Sevdiğiniz işi yapın ve hayatınızda bir gün bile çalışmamış olun! Bu vaadin mest ediciliğine teslim olmadan önce eleştirellik adına soralım: “Yapılan işin iş değilmiş gibi algılanmasından tam olarak kim fayda sağlar?” “Çalışanların neden çalıştıkları halde çalışmıyorlarmış gibi hissetmesi gereksin ki?” Emeğin sömürü mekanizmalarını gizleyen SİY, aslında kapitalizmin en mükemmel ideolojik aracı. Eğer yaptığımız işlerin hepsini iş olarak tanımlarsak, uygun sınırlar da koyabiliriz; adil bir karşılık bekler, ailemize vakit ayırmak ve boş zaman için insani bir iş programı talep ederiz.

Ve eğer bunu yaparsak daha büyük bir çoğunluğumuz gerçekten sevdiği şeylere vakit ayırabilir.

Bu yazının aslı Jacobin Magazine’de yer almıştır. 

Miya Tokumitsu sanat tarihi konusunda Pensilvanya Üniversitesi’nden doktora derecesine sahiptir.

Yazının orjinali için http://www.slate.com/articles/technology/technology/2014/01/do_what_you_love_love_what_you_do_an_omnipresent_mantra_that_s_bad_for_work.2.html

Çeviri: Plaza Eylem Platformu 2014

 

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s