Beyaz yakalının örgütlenme performans notu – Selin IŞIK, Nisan YILDIZ – 12 Ocak 2015

İşçi sınıfının içinde farklı pozisyonlarda ve şartlarda birçok grup var. Bunlardan biri de beyaz yakalı grubu. Beyaz yakalılar işçi olduklarını bilmemekle, statü ve kariyer düşkünü olmakla, işi ile özdeşleşmekle eleştirilir, örgütlenmeye, direnmeye davet edilir[1].  Bu yaklaşım çeşitli varsayımlar içerir; beyaz yakalının direnmediğini, beyaz yakalı işlerin kariyer getireceğini, beyaz yakalı dışındakilerin işi ile özdeşleşmediğini, özdeşleşmenin bireysel bir tercih olduğunu varsayan bu yaklaşım sorunlu ve temelsizdir. Bu varsayımların sanki işçi olduğunu bilen herkes örgütlüymüş gibi aynı zamanda işçi olduğunu öğrenince örgütlenecek bir özne düşüncesi vardır.

Beyaz yakalıları disipline etme mekanizmaları bireyseldir. Performans yönetimi, karakter envanterleri ve prim sistemi ile yaratılmış kişiye özel mekanizmalar mevcuttur. Bu sistemler çalışanları sadece çalıştıkları hatta çok çalıştıkları zaman sınavından geçirmez. Sadece çalıştığı ama daha fazlasını önermediği için, mutlu görünmediği için ya da operasyonel iş yapılan bölümünde hedef artırımı öngörmediği için işten çıkartılanlar olduğunu biliyoruz. İş sadece teknik bir performans beklemez, duygusal performans da bekler. “Bu nedenle çatışmalar –sadece- otoriteyle yaşananlar değildir, psikolojik düzeyde güvensizlik, psişik acı, mesleki tükenmişlik, sinirsel depresyon olarak ortaya çıkarlar ve bunlar sendika gibi örgütlerin karşısında çaresiz kaldığı konulardır. Yabancılaşma öznelliğin yüceltilmesi ile beraber vardır. İki misli bir yabancılaşma vardır, çünkü öznenin kendisi bunun başlıca motoru haline gelir”[2]. İşin yoğunlaşması için kullanılan bu mekanizmalar mavi yakalılara da uygulanmaya başlanmıştır. Disiplin mekanizmaları beyaz yakalıyı ayrıştırarak birleştirir. Bu mekanizmalar cinsiyet, etnisite ve sınıfsal farklılıklarla da kesişir. Sonuç olarak rekabet beyaz yakalı için kendi iradesi ile içine girdiği bir duygu durumundan çok düzenlenmiş bir disiplin mekanizmasıdır.

Teknik yeterliliğin bir işe girmek değil işte kalmak için bile yeterli olmadığını biliyoruz. Plaza Eylem Platformu’nun bir bildirisinde denildiği gibi “kimi işyerlerinde kalıcı ve ‘başarılı’ olmak için sadece dürüstçe çalışmanın yetmediğini, yan yana çalıştığımız arkadaşımızın üzerine basarak işte kalmanın (değil ilerleme) tek seçenek olduğunu deneyimliyoruz. Örneğin bir aracı kurum ile, ucuza, büyük bir firmada referans olsun diye çalışıp asla o firmaya giremeyebilirsiniz, işçi kiralama yasası çıkınca hep 3-5 aylığına mühendis vs. olduğunuz çalışma deneyimlerinden oluşan bir kariyeriniz olabilir.”

Liyakatin yerini performansın aldığı bugün bazı beyaz yakalı işleri kariyer getirir, çoğu getirmez. İşe belli bir iş için alınıp, gönderilen çalışanların olduğu, kullan-at istihdamının hakim olmaya başladığı emek pazarı yokmuş gibi sanki herkes üst sınıf-beyaz yakalıymış gibi konuşmak sorunlu. Aynı zamanda beyaz yakalıların nasıl da buyurduğu işçi gibi (sanki böyle biri varmış gibi) ezildiğini söylemek de sorunlu. Beyaz yakalı tabii ki bir inşaat işçisi gibi yıpranmaz. İşçi sınıfının bir yerinde, kimi yönlerden farklı kimi yönlerden benzer sömürü mekanizmaları altında çalışır. Beyaz yakalının örgütlenmek için ne kadar da ezildiğinin kanıtlarını ezilme hiyerarşisi piramidine yerleştirmesi gerekmez. Bunun bir nedeni sömürü şiddetinin hiyerarşisini kurmanın anlamsız olmasıdır. Emek cephesinin herhangi bir yerindeki mücadelenin ne kadar az ya da ne kadar çok ezildiğine bakmaksızın genele olumlu bir etkisi vardır. Diğer nedeni ise, sömürü mekanizmalarının hepsi görünür değildir; bu yöntemler idelojisi ile gelir. Örneğin işçi kiralama kadını toplumsal yaşama sokacak, performans adalet getirecektir denir. Bu mekanizmaların çatladığı yerler örgütlenme köşeleridir. İş yerinde yaşanan taciz, tacizci kadrolu çalıştığı, mağdur taşeronda olduğu için örtülür; performans ödül değil ceza mekanizması olur. Oysa beyaz yakalı performans değerlendirmesini ne kadar çok çalıştığı görünür olsun diye onaylamış olabilir.

Bu nedenle beyaz yakalıların direnmeleri de onları ortaklaştıracak bir mekanizma olmadığı sürece bireyseldir ve örgütlenmesi daha zordur, yani kendisi istemediği için değil. Bu açıdan beyaz yakalı sorunu bir yönü ile kadın sorununa benzer. Sadece “bana yönelik olarak, buradaki bir takım kötü insanlar tarafından sıkıştırılıyorum” dersin. Birey birey yaşanan her sıkışmışlık aslında bir çok insanın ortaklığıdır. Bunu görünür kılmak mücadelenin işlerinden biridir.

Bireyin iradesi olduğu gibi bağlamdan bağımsız bir birey de yoktur. Bu nedenle örgütlenme konusunda bireyi iradesini kullanmamakla eleştiren söylemler metodolojik olarak bireyselcidir. Bu şekilde işyerinde zaten eksiklikle, sürekli yetersizlikle işaretlenen beyaz yakalı tekrar eksiklikle işaretlenmektedir. Önünde hep erişmesi gereken bir mertebe vardır. Beyaz yakalı örgütlenmesinde bu yaklaşım aslında örgütlenmenin önündeki bariyerlerden biridir. Sonuç olarak beyaz yakalının örgütlenme konusundaki performans notunu vermeden önce performans kriterlerinin nasıl kurulduğu meselesi asıl uğraş alanımız olmalıdır.

[1] http://www.evrensel.net/yazi/73047/karismasin-lutfen-biz-beyaz-yakaliyiz
[2] İşletme Hastalığına Tutulmuş Toplum, Vincent de Gaulejac, Ayrıntı, 2013

Bu yazı Evrensel Gazetesinin aşağıdaki linkinden alınmıştır.

http://www.evrensel.net/haber/101926/beyaz-yakalinin-orgutlenme-performans-notu

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s