Beyaz yakalıların 1 Mayıs yürüyüşü Levent’ten başlıyor!

1mayis2-page001

1 MAYIS’TA HER ZAMANKİ YERİMİZDEYİZ

Beyaz yakalıyı bir acayip resmederler hep. Onların yeri süslü kafelerle, dizilerin kötü karakterleriyle, takım elbise, topuklu ayakkabı, kravat ve rujla işaret edilir. Hayatlarını geçirdikleri ofisler kimi zaman refah göstergesi olur, kimi zamansa hayatları bir şekilde aşağılanır. Şimdi artık, beyaz yakalılar için oldukları gibi görünme, kendilerini gösterme vakti: “Biz buyuz, bize baktığınızda ne görüyorsanız oyuz, buradayız. Ofislerimizin dibindeyiz, her zamanki kıyafetlerimizle, her zamanki yerimizdeyiz. Var olduğumuzu, haklarımızın var olduğunu, patronların ve devletin gözüne bakarak söylemek için; iş kıyafetlerimiz ve benliğimizle emek kavgasının bir parçası olduğumuz için, 1 Mayıs’ta tatilde değil, meydandayız.

1 MAYIS’TA MEYDANA ÇIKMAK, ÇIKMAMAK

Her 1 Mayıs’ta, toplumsal muhalefet ve emek güçleri, varlığını göstermek üzere dünyanın hemen her yerinde meydanlara çıkar. Ülkemizde muhalefetin ve emeğin güçlenmesinden ölümüne korkan iktidar, eğer emek güçlerini uysallaştıramıyorsa hukuk tanımadan zor kullanarak topluma korku salar, kendi korkusunu bastırır. 1 Mayıs ülkemizde, çalışanların üzerindeki görünmez şiddetin ortadan kalktığı özel bir gün oluverir: öyle ki, sadece şiddeti görebiliriz bu gün. 1 Mayıs’ta meydana çıkmak hakkımız olduğu halde bunun için cesarete ihtiyacımız olduğu ima edilir.

Şimdi şiddetin ve devlet zorunun tozu dumanı içinde görünmeyeni görmek ve göstermek boynumuzun borcu: Hakkımızı tanımak, aramak ve savunmak için cesaret değil cüret gerekir. 1 Mayıs’ta kaç işçinin meydana çıktığı, çıkanların ne kadar da cesur olduğu konusunda kim ne derse desin, toplumsal muhalefet polis zoruyla ve iktidarın alaycı dudak büküşüyle ne kadar aşağılanırsa aşağılansın, polis ablukası ne kadar kalın olursa olsun bir gerçeğin üzeri asla örtülemeyecek: Emek güçleri varlar, hakları var, meydandalar.

Beyaz yakalılar varlar, hakları var, meydandalar. Çok cesur olduğumuz için değil, var olmaya cüretimiz olduğu için meydandayız. Ofislerimizden, kübiklerimizden, hatta freelance olarak hapsedildiğimiz evlerimizden meydanlara çıkıyoruz. Parmaklıksız bir hapishane, bir akvaryum gibi görünen, iş saatleri dışında asla adım atmak istemediğimiz, yokluğumuzda bomboş ve işlevsiz kalan plazalarımızın önünde toplanıyor, okyanusa karışıyoruz.

NEDEN MEYDANDAYIZ?

Her gün manevi bütünlüğümüz ve bedensel sağlığımız pahasına çalıştırıldığımızı söylemek için meydandayız. Fazla mesainin, bitmeyen işlerin, eve taşınan laptopların, rüyada görülen raporların, sürekli girilen testlerin, performans sisteminin, duygusal zorbalığın ve ofisteki hadi hadi sisteminin varlığımızı aşağıladığını, yok saydığını, hayatlarımızı çaldığını söylemek için meydandayız. Odeabank’ın pis koktuğunu, bunun yıllarca teşeron çalışarak emeği sömürülmüş ve tost yediği için işten çıkarılmış arkadaşımızın suçu olmadığını söylemek için meydandayız. Outsource adıyla üzeri örtülen taşeronun, daha çok baskı daha çok patron daha çok sömürü olduğunu söylemek için meydandayız.

Kıdem dahil tüm haklarımızı gaspettiğiniz, bizi haksız hukuksuz bıraktığınız, krize rağmen işten atıldığımızda işsizlik maaşlarının alım koşullarını kolaylaştırmak yerine işsizlik fonlarını bütçeye aktardığınız, maaşlarımızdan %35’lere varan kesintilerle ekonominin başlıca gelir kaynağı olmamıza rağmen kriz dönemlerinde bir tekme de siz vurduğunuz için meydandayız.

Birlikte olduğumuzu, örgütlendiğimizi göstermek, “sendika, sigorta, 6 saat iş günü” demek için meydandayız. İstanbul Kalkınma Ajansı’nda arkadaşlarımızın kolektif davranarak ve direnerek haklarını elde edişini kutlamak için meydandayız. Direnmeye cüret ettiğimiz için meydandayız.

Kadın çalışanların haklarını, kadınsız tartıştığınız için meydanlardayız. Kadının çalışmasını kadına sunulan bir lütuf gibi gösterdiğiniz için meydandayız. Yıllarca hiç bir kadın çalışanın girmeyi “başaramadığını” söylemekle gurur duyduğunuz kurumlarınızdan, hiç bir kadını, o kadar yükselmeye layık görmediğiniz patron kastlarınızdan artık cinsiyet ayrımcılığı değil kadın düşmanlığı aktığı için meydandayız.

Soma’da canımızı yalnızca 301 kez yaktığınız için değil, hadi hadi sisteminizin her an patlayabilir bir bomba gibi, yalnızca madenlerde, inşaatlarda değil plazalarda da daha nice cana, sağlığa mal olabileceğini gördüğümüz, sizin gibi kafamızı öte yana çevirmediğimiz için meydandayız.

NE YAPACAĞIZ?

1 Mayıs polis bayramı değil, var olduğumuzu, sadece iş gören bir el olmadığımızı, kendimiz ve çalışma arkadaşlarımız için söyleyecek sözümüz olduğunu göstermenin günüdür. 1 Mayıs hepimizin baharıdır. İşyerlerimizden meydanlara yürüyoruz, tüm beyaz yakalıları plazalardan, ofislerden meydanlara, baharımızı kutlamaya, var olmaya davet ediyoruz:

Akvaryumdan okyanusa, plazalardan meydanlara!

Plaza Eylem Platformu

Levent Çarşı Metro Durağı, 08:00

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s