İşçi Filmleri Festivali’nde ‘işçilerle film yapmak’

10. İşçi Filmleri Festivali’nde Beyaz Yakalı İşçiler’in de filmi var.

Beyaz Yakalı İşçiler 1 Mayıs'ta
Beyaz Yakalı İşçiler

“İşimiz gücümüz yaşamak” sloganıyla bu yıl onuncusu gerçekleşen İşçi Filmleri Festivali, İstanbul, Ankara, Diyarbakır ve İzmir’de çeşitli salonlarda 10 Mayıs’a kadar 75 filmi izleyiciyle buluşturacak. On yıl boyunca sırtını sermayeye dayamayıp işçiyi arkasına alarak ve her yıl programını Türkiye’de veya dışarıda yapılmış onlarca filmle daha da zenginleştirerek süren kendini ispatlamış bir festivalden bahsediyoruz. Bu yıl işçilerin hikayelerine tanık olacağımız bu bir hafta boyunca çok özel bir sürpriz de bizi bekliyor: Ankara’daki dostlarımız ‘bizim hikayemizi’ (kameraya anlatmak yerine) kamerayla anlatmışlar.

‘Biz de varız!’

Birkaç yıl önce Taksim’e çıkmanın ‘izinli’ olduğu bir 1 Mayıs’a  beyaz yakalı ve ofis çalışanı örgütleri olarak ortak bir pankartla katılmış, “Biz de varız! Örgütlendik, geliyoruz” demiştik. Bu pankart, beyaz yakalı mücadelesinin emek cephesindeki yerini aldığını/alacağını ifade ediyordu. Bu yıl da, 1 Mayıs Taksim’inin tozuna dumanına karışmadan önce çoğumuzun işyerlerinin bulunduğu sembol semt Levent’te buluştuk; var olduğumuzu ve emek cephesinin ayrılmaz bir parçası olduğumuzu patronlara ve devlete karşı yüksek sesle söyledik. Beyaz yakalı mücadelesi yeni örgütlerin kurulmasıyla gün geçtikçe  genişliyor. Ankara da mücadelemizin önemli bir merkezi olmak üzere. Bu 1 Mayıs’ta Beyaz Yakalı İşçiler ve Yayınevi Emekçileri Kolektifi Ankara’dan seslendi. Beyaz Yakalı İşçiler’in “Biz De Varız” pankartı, hem beyaz yakalı mücadelesinin hem de Ankara’nın emek cephesinin ‘büyük kavga’sında beyaz yakalılarının da yerlerini aldığını şüpheye yer bırakmayacak şekilde gösteriyor.

Beyaz Yakalı İşçiler, herkese duyuracak şekilde ‘Biz de varız’ demek ve yukarıda bahsettiğimiz sürprizi hazırlamak üzere Ankara kaynaklı başka bir direniş odağıyla, video aktivizmle  buluştular. Ankara İşçi Filmleri Atölyesi’nin hazırladığı, İFF’de gösterilen filmlerin tümü işçiler tarafından çekilmiş. Ancak bu filmleri elit sinema izleyicisinin otantiklik arayan gözüyle izlemek mümkün değil.

Kendi hikayesini anlatanlar

Sosyal bir derdi olan filmlerin, belgesellerin ya da sosyal araştırmaların önemli bir handikapı vardır: Konu edindikleri sosyal grubun hayrına yapılan bu aktivitelerin keyiflerinden ve sonuçlarından bu grupların yararlanması pek mümkün olmaz. Araştırmanın diliyle araştırma nesnesinin dili apayrıdır. Başkası hakkında ‘konuşmak’ veya bir şeyler anlatmak zordur; ister istemez bir kibir barındırır. Bu kibir profesyonellikle gölgelenmeye çalışılır, ancak bu da ehil ellerle konu edinilen grup arasında dil ve anlayış farkını derinleştirir. Ankara İşçi Filmleri Atölyesi, bu soruna çok köklü ve basit bir çözüm bulmuş. Bu filmlerde kamera ‘işçilere’ tutulup konuşmaları beklenmiyor. Bu filmlerde kamera işçileri gözetleyen ve hikayelerini anlamaya çalışan dışarlıklı bir göz değil. Bunun yerine işçiler kamerayı ellerine alıp kendi gözleri kılıyor, bize kendi gördükleri dünyayı, kendi hikayelerini, onun da kendi istedikleri kadarını anlatıyorlar.

Atölye yürütücülerinden Ayşe Uslu, “Benim için ilginç bir süreçti, çünkü kendim de bir güvencesiz olarak, önce grubun dışından bir video koordinatörü gibi katılırken toplantılara sonradan onlardan biri oldum,” diyor. Ayşe Uslu’nun kurgusunu yaptığı “Bu Kavgada Biz De Varız” Ankara’daki beyaz yakalı işçilerin  yazdıkları metinler ve çektikleri görüntüler üzerinden yapılmış bir video-makale çalışması. İşçilerin çektiği bu araştırma-belgeselde işçilerin kendisini göremeyeceksiniz. İş dışında da sürekli gözetim ve denetim altında olan ve işten atılma tehdidiyle çalışan beyaz yakalıların ‘hikayelerini’ kimliklerini ifşa ederek anlatmaları, en azından özgürce anlatmaları beklenemezdi. Şirket isimlerini, kendi isimlerimizi, yüzlerimizi saklamak durumundayız. Kaldı ki ürettiğimiz ürün bile görünür değil. Sunuş metninde aktardıkları gibi beyaz yakalılar, “görünmeyen ve aslında gösterilmeyen bir şeyin” filmini yapıyorlar: “Öznelliğimizi ve görünmeyen emeğimizi sömüren düzenin bizim üzerimizde bıraktığı etkiyi görselleştirmeye çalıştık. Çalışma zamanı dışında da hayatımızın bütününe sirayet eden tahakkümün izlerini takip ettik.”

İşimiz gücümüz yaşamak

Ne kadar anlatsak ‘spoiler’ vermemize imkan yok, çünkü anlattıkları kendi hikayeleri, yani bizim hikayemiz. Festivalde Atölye kapsamında hazırlanan “Bu Kavgada Biz de Varız”, “Kar Yağar Kar Üstüne”, “Bedenimin Gözü”, “14 K” ve “Ellere Dikkat” adlarını taşıyan filmler birlikte gösteriliyor. Mutlaka gidip izleyin.

Son bir söz de İFF’nin tanıtım filmine… Nazım’ın ünlü “yaşamak şakaya gelmez, büyük bir ciddiyetle yaşayacaksın” dizelerinin gerçek anlamı üzerine düşünmüş müydünüz? Nazım’ın ‘Yaşamaya Dair’ bu şiirini bir guru, bir yaşam koçu veya bir bilgenin ağzından duyuyormuş gibi hissediyorsanız, çok yanılıyorsunuz. Bu şiiri bir de İFF’nin tanıtım filmindeki işçilerden dinleyin. Yaşamak yanınız ağır basacak, hamasetten ve kibirden uzak bir ‘ciddiyetin’ ne demek olduğunu anlayacaksınız; bir sincabın zıplayışında veya bir yavru kedi videosunda sizi içine çeken şeyin ne olduğunu ve nasıl da şakaya gelmez, ciddi bir şey olduğunu hissedeceksiniz. “Yaşadım” diyebileceğiniz bir yaşam dileriz!

İstanbul’daki gösterimler: 6 Mayıs Çarşamba 14.00 Beyoğlu Pera ve 17.00 Nazım Hikmet Kültür Merkezi (Kadıköy); 8 Mayıs Cuma 17.30 Aynalı Geçit Etkinlik Merkezi (Taksim)

Festivalin tüm programlarına şuradan ulaşabilirsiniz: http://iff.org.tr

Ankara İşçi Filmleri Atölyesi

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s