Ankara saldırısına karşı yan yanayız

barış yaşatır

Ankara’da emek ve meslek örgütlerinin çağrıcısı olduğu barış mitingine yapılan saldırı, hepimizi acıya ve çaresizliğe itti. Saldırının ve ülkedeki savaş atmosferinin travmatik etkilerini iş yaşamımızda ve tüm hayatımızda hissediyoruz, ancak güvensizlik ortamının sürdürülmesi, faillerin açığa çıkmasındaki gecikme ve özensizlik yas tutmamıza bile engel oluyor. Bu atmosferde çalışmanın hiçbir şey olmamış gibi sürmesi beklenmemelidir.

Her şeye rağmen, acıyla başa çıkmak için yeterince umudumuz var. Yalnız değiliz, yalnız olmayacağız. Bu kararlılığımızın ifadesi olan aşağıdaki hususlar tüm çalışanlara yönelik çağrımızdır.

1. Yas ilanı, çalışma hayatını da kapsamalıdır. Özellikle ülkemizde yas, sadece sembolik bir jest değildir, toplumsal bir ihtiyaç haline gelmiştir.

2. Toplumu etkileyen olağanüstü durumlarda (Özgecan’ın kaybı, Gezi, Soma ve Ermenek iş cinayetleri gibi) çalışanların yas sürecini yaşamaları ve çaresizlik hissini aşmaları için gerektiğinde işi durduracak şekilde toplanma ve sohbet etme hakları olmalıdır. Çalışma, hiçbir şekilde durdurulamayacak derecede diğer her şeyden daha önemli gösterilemez.

3. Ülkedeki savaş atmosferi, işyerlerinde barıştan yana olanlar başta olmak üzere bazı fikirleri taşıyanları, kimlikleri ve inançları dışlama eğilimleri yaratmaktadır. İşyerlerinde ayrımcılık, nefret söylemi ve marjinalleştirme kabul edilemez. İş arkadaşlarımıza düşman olmayı, düşmanlığın işyerlerinde yayılmasını, susturma, kendini ifade etmeyi engelleme gibi sonuçlarıyla birlikte tümüyle reddediyoruz. Ayrımcılık karşısında tüm beyaz yakalılar yan yana durmalı, bizlere dayatılan düşmanlaştırma politikalarına beyaz yakalı dayanışmasıyla karşı koymalı, tek ve esas düşmana, bize güvencesizlik korkusunu yaşatan, emeğimizi önemsizleştiren, bizi yalnızlaştıran işveren politikalarına birlikte direnmeliyiz.

İşyerlerinde ayrımcılığa uğrayan arkadaşlarımızı yalnız bırakmayacağız, hem işyerinde hem de olası yargı süreçlerinde yanlarında olacak, hikayelerini kamuoyuna teşhir edeceğiz.

4. Yaratılan savaş atmosferi ve devlet yönetiminin mevcut tutumu, insan hayatını değersizleştirmektedir. İş cinayetlerinde veya barış mitinglerinde ölmenin bu kadar kolay ve sık rastlanır olması sebebiyle hissettiğimiz güvensizlik ve yaşadığımız acı her geçen gün büyümektedir. Bu da yetmezmiş gibi normalleştirilmeye çalışılan bu olağanüstü atmosfer beyaz yakalıları mevcut durumlarına razı olmaya zorlamakta ve beyaz yakalıların günlük hayattaki sorunları önemsiz göstermeye neden olmaktadır. Bir kısır döngü içerisinde, ölümler yaşandıkça kötü ve antidemokratik koşullara razı ediliyor, kötü koşullara maruz bırakıldıkça daha çok ölüyoruz. Bu ortama ve sonuçlarına tümüyle karşı çıkarak barış ve huzur talep etmek, tüm çalışanların en doğal hakkıdır.

5. Özellikle Ankara’daki dehşet verici saldırı sonrasında, Reyhanlı, Soma, Ermenek, Diyarbakır, Suruç gibi saymakla bitmeyen katliamların birikimi toplumda ve çalışma ortamında yerleşik travmatik sonuçlar ve korku atmosferi yaratmıştır. Travma ve korkuyla baş etmenin yolu, yaşananları yok saymak veya cesur olmak değil, umudu çoğaltacak biçimde yan yana durmak ve yalnız olmadığımızı bilmektir. Tüm beyaz yakalı çalışanları Plaza Eylem Platformu’na ve bu alandaki tüm diğer yan yana gelişlere, örgütlenmelere katkı sunmaya davet ediyoruz. 
Nefret ve savaş öldürür, barış ve birliktelik yaşatır.
Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s