Sevgili günlük, çalışırken mi ölürüm dersin?

Sevgili günlük,

Çalışmayı hiç sevmiyor değilim ama çalışırken ölecekmişim gibi geliyor bazen. Emekli olamayacağım kesin zaten, yani gerçekten de çalışırken öleceğim nihayetinde. Ama söylediğim bu değil, çalışırken öleyazıyorum. Sağlığım mı kötü? Her tünelden geçtiğimde karpal-tünel olur muyum diye aklıma geliyor, parmaklarımı bir yokluyorum. Gözlerimde kuruluk başladı, ama maşallah gözleri keskin bir kurbağa kadar seçiciyim bilgisayara bakarken. Güneşi gördüğüm yok, D vitamini eksikliğinden bu yaştan sonra maazallah ya bacaklarım çarpılacak, ya da yaşlanınca kemiklerim çıtır çıtır kırılacak diye de korkuyorum arada. Bir de işin psikolojisi var tabii. Performans notu için yarış atı gibi koşarken göbeğim çatlayıverir mi? İşe yetişeceğim, işi yetiştireceğim derken kırdığım kalplerin kırıklarını toplayabilecek miyim? Hedefi tutturamazsam, bu ok dönüp beni vurur mu? Depresyonda mıyım ki, neden bu kadar duygusallaştım? Şirkette kedi videosu izlerken gözlerimin dolduğunu görmüşler midir? Görmemişler midir? Hangisi daha kötü bilemedim şimdi. 🙂 İntihar eder miyim mesela?

Mehmet Pişkin’in zarif elvedasını hatırlıyorum bunları düşünürken. Tek o değil, herkes hatırlayamaz elbette ama ben hatırlıyorum: Akdeniz Üniversitesinde intihar eden Murat Elbayİşyerinde mutlu değilim. Başarılı olduğumu düşünmüyorum” diye yazmıştı. Bir başkasının Dicle Koğacıoğlu’nun “dayanamıyorum, çok acı var” deyip bizi terk edişi de aklımda. Sonra ataması yapılmayan öğretmenler var, mesela Gamze Filiz Arslan, 35 yaşındaydı. Ölmeden 6 gün önce doldurduğu ankette atama bekleyen öğretmenler arasında intiharı düşünenlerin oranı yüzde 38 çıkmıştı. Demek ki o yüz kişinin içindeki 38 kişiden biriydi. Bir diğeri de Ali Kürklü. Babasına seslenmişti gitmeden: “Sevgili baba… Bakkala 10 lira, komşuya 20 lira, Ahmet’e 40 lira… Toplamda 300 lira borcum var. Eğer öğretmen olabilseydim, ben ödeyecektim. Ama olamadım. Bu borç size kaldı. Kusura bakmayın.” Çalışırken, çalışmayı beklerken öldüler. Sonra, kaza diyorlar ama iş cinayetine kurban giden set işçisi Selin Erdem var, 1 Mayıs’ta hayatını kaybetmişti. Soma işçileri, Ermenek işçileri, inşaatlarda düşenler, elektriğe kapılanlar…

Çalışırken öldüklerini kimse anlamıyor, kaza diyorlar, bunalım diyorlar.

Ben çalışırken ölmek istemiyorum. Mehmet Pişkin ve diğerleri mütevazı bir isyanla bana sesleniyor sanki: “çaresizliğe, ümitsizliğe ve umarsızlığa gömülüp gitme”. Bir yardım çağrısı değil, bir uyarı sadece: “Bir şey yap, çalışırken ölmemek için, çalışırken ölmeyelim diye, ölümüne çalışmayalım, çalışmak için ömrümüzü vermeyelim diye, ufak da olsa bir şeyler yap!” Hiç tanımadığım, ama yakından tanıyormuş gibi hissettiğim bu insanlarla aramızda bir bağ var sanki. Bana seslenmeye, benden bir şeyler istemeye hakları varmış gibi hissediyorum artık. Değil mi ki kendi dertlerini çekinmeden orta yere koyup kırılganlıklarını çırılçıplak gösterip çekip gittiler, o dertleri biraz da bize bıraktılar, bizim dertlerimizi de üstlerine giydiler sanki. Bizi birbirimize bağlayan bir şeyler var. Plaza Eylem Platformu geçen yıl 1 Mayıs için “ben direnirsem herkes yaşar” diye bir el ilanı dağıtmıştı, onu hatırladım şimdi.

fotoğraf 1

Neyse, bahar yine geldi. 1 Mayıs da pazara denk geliyor bu yıl. Çalışırken ölmemek için biraz dışarıya çıkmalı. Gazlarla zehir ettikleri bayram gününde hayatımızı zehir edenleri hatırlamalı, ölenler kadar öldürenleri de akılda tutmalı, hayatı savunmalı bir kez daha. İşte bu da Plaza Eylem Platformu’nun bu yılki çağrısı:

Bizim, yani dünyanın çoğunluğunun bayramı yaklaşıyor: 1 Mayıs, işçinin ve emekçinin bayramı! İş yerlerimizde, semtlerimizde, şehirlerin meydanlarında kutlayacağız bu günü; patronlara/iktidara inat! Savaşın eksik olmadığı ve insanı öldürmenin/göç ettirmenin bir çiçeği toprağından koparmak kadar kolay olduğu bu düzeni meydanlara çıkan bizler değiştireceğiz. Madenlerde, inşaatlarda, fabrikalarda, ofislerde iş cinayetlerinde (resmi tatil olmasına rağmen 1 Mayıs’ta bile) hayatlarını kaybedenleri anarken bunların nasıl engellenebileceğini, şartlarımızın nasıl iyileştirilebileceğini ve diğer tüm taleplerimizi dile getireceğiz. Pankartlarımızla, sloganlarımızla bu bayram gününde sokaklarda olacağız, gelin hep birlikte kutlayalım bayramımızı ve haykıralım taleplerimizi.

Bu da facebook etkinlik linki

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s