BES: Bazı Sorular

1. BES neyin nesidir?

Her şeyden önce bir emeklilik sistemi DEĞİLDİR! Emeklilik sistemi, belirli bir süre çalışarak topluma katkıda bulunmuş bireylerin toplumdan oluşan alacaklarını ifade eder. Zorunlu BES diye ifade edilen, resmi olarak “otomatik katılımlı” şeklinde yumuşatılan sistem, aslında temel kararlarını sizin vermeyip işyerinize veya patronunuza devretmek zorunda bırakıldığınız, zorla dahil edildiğiniz ve ancak bazı kayıpları göze alarak ayrılabileceğiniz bireysel bir tasarruf sistemidir. Emeklilikle tek ilişkisi, eğer kesinti olmasın istiyorsanız biriken parayı SGK’dan emekli olduktan sonra alabilecek olmanızdır. Emekli aylığı, siz ölünceye kadar ödenir, bazı durumlarda siz ölünce ailenize ödenmeye devam edilir, ama BES’te verdiğiniz parayı bir anlamda faiziyle geri alırsınız, borç vermişsiniz gibi. Bu kadar da kör gözüm parmağına olmasın diye ilk iki ay boyunca kayıpsız çıkmanıza müsaade edilmiştir. Son anda katılım zorunluluğu işletmenin çalışan sayısına göre zamana yayılmış; ayrıca da ufak tefek teşvik yöntemleriyle kişiler razı edilmeye çalışılmıştır. Emekliliğe kadar zorunluluğu 10 yıl garanti etmek için de sadece 45 yaş altı çalışanlar sisteme dahil edilecektir.

2. SGK’dan ne farkı var? O da zorunlu, onda da kesinti yapılıp yıllar sonra ödeme yapılıyor?

Temel farkı, dediğimiz gibi bir emeklilik sistemi değil bir tasarruf sistemi olmasıdır. SGK’nın pratikte ne kadar işlediği ve uygulamanın ne kadar adil olduğu tartışılabilir, ancak altında yatan temel fikir toplum olmanın gerekleriyle yakından ilgilidir. Bir “emeklilik sistemi” bireysel olamaz, kendi kendinizden emekli olamazsınız, veya kendi kendinize verdiğiniz emeklerin karşılığını bekleyemezsiniz. Siz aslında SGK’dan topluma verdiğiniz, üstelik her ay brüt ücretinizden kesinti yaparak ödediğiniz “emeklerin” karşılığını alıyorsunuz. Elbette sizden bir kesinti yapılıyor, ancak teorik olarak o kesinti size geri verilmiyor, bir başkasına veriliyor. Siz de başkasından yapılan kesintiden emekli maaşınızı alıyorsunuz aslında. Sizin aldığınız emekli maaşıyla çalışırken yapılan kesintinin birbiriyle orantılı olmasının sebebi, sizin verdiğiniz emeğin de maaşınızla ölçülmesinden kaynaklanıyor. Yani 5 verdiyseniz, 5 alıyorsunuz bir bakıma. O aradaki gecikmede de hem sizin katkınız, hem toplumun size yapacağı geri ödeme, hem de sağlık vs gibi olası kayıplarınızın toplumsal olarak karşılanması garantiye alınmış oluyor. Ayrıca yapılan hesaplamalar 20 yıllık çalışmanızın karşılığında SGK’ya emekli olmak için ödediğiniz primlerin 90 yaşına kadar yaşasanız bile ancak %55’ini geri alabildiğiniz yönünde. Yani kamusal sigorta sisteminin düzeltilmesi ihtiyacı barizken bunun yerine zorunlu BES getiriliyor.

İkincisi, SGK kesintisinin sizin elinize geçen net maaştan yapıldığı düşünülmez. Sigorta bir kişisel tasarruf değil toplumsal bir alacak ve bir borçtur. Bu yüzden, toplumsal kesintilerin yapıldığı brüt maaşla elinize geçen net maaş arasında yasal bir fark tarif edilir. BES ise doğrudan sizin maaşınızdan kesilir. BES bir harcamadır: Kuyumcudan altın almak, piyangocudan bilet almak, kumara para yatırmak veya marketten peynir almak gibi, ama yapmaya zorunlu tutulduğunuz bir harcama. Üstelik peynirin miktarını bile siz belirlemiyorsunuz (ve asla karnınızı doyuracak kadar olmayacak). Öyle ki, sigortanın aksine yıllk maaşınızın oluşturduğu kümülatif gelir vergisinden de düşülmez bu zorunlu harcamanız. Bu durum, (sanki toplumsal bir sebebi varmış gibi cebinize giren asgari ücreti düşürecek düzeyde yapılması zorunlu olduğu için pek de adil görünmediğinden) özellikle asgari ücretlilerde ekstra vergi yükü oluşturuyor. Maaş kesintiye göre düzenleniyor, bu da gelir vergisini artırıyor.

3. Tasarruf yapmanın nesi kötü? Beni devletin bu konuda biraz teşvik etmesinin ne zararı var?

Aslına bakarsanız bu bir tasarruf sistemi bile sayılmaz. Bu zorunlu bireysel harcama bir tasarruf beklentisiyle yaptırılıyor, ama gerçekten de kumardan farkı yok. Şirket sizin adınıze bir başka şirkete bir para yatırıyor. Finans şirketi bunun için şirketinize promosyon veriyor, (size bir şey koklatılmıyor) ama finansal riskler size kalıyor. Bu anlaşmanın sonunda olur da yatırım yapılan şirket kar ederse, eh, size de en az on yıl sonra (ayda 140 lira gibi bir para) ödenebiliyor. Ödenemezse, finans şirketi batarsa veya kar edemezse, bankadan farklı olarak devlet garantisi yok. Hem durduk yere bir finans şirketinin müşterisi oluyorsunuz, hem de zorunlu tutulduğunuz sistemde riskleri bireysel olarak üstleniyorsunuz. Zorla kumar bağımlısı edilmek gibi, değil mi?

zorla-tatli-yediren-yenge_780x488-p7w6rnqtg2

Özetle, ilkin kârınız düşük veya hiç yok, 2011-2014 arası BES şirketleri zarar etti ve bunu katılımcılarına yansıttı. İkincisi, kontrol sizde değil, sizinle doğal çıkar çatışması olan şirketinizin elinde. Siz belki altın almayı, bankaya para yatırmayı veya paranızı Las Vegas’ta riske atmayı tercih edecektiniz, ama zorunlu olarak ve şirketinizin seçtiği bi yere veriyorsunuz. SGK prim ödemelerinin bile doğru düzgün yapılmadığı bir sistemde BES’in işverene yine bir açık kapı bırakması söz konusu olabilir. Yani ödemelerin tavsaması riski var. Ödenmezse ve bu yüzden kaybınız olduğu tespit edilirse bu kaybıızı işveren karşılayacak, ama ödememekten kazancı daha büyük de olabilir elbette. Üçüncüsü risk var ama devlet güvencesi yok. Bunu çok da şeyetmedim derseniz pek bir şey diyemeyiz, çünkü daha önceki “Tasarrufa Teşvik Fonu” ve nema rezaletiyle biriken katrilyonlarca liranın havaya uçmasını, devletin zorunlu deprem vergisi kesip asfalta gömmesini, işsizlik fonunda biriken paradan yararlanacak kalitede işsizlerin bir türlü ortaya çıkamamasını göz önüne alırsak, devlet toplumsal emanete ne kadar sahip çıktı da benim bireysel emanetime sahip çıkacak, diyebilirsiniz. Ama o zaman zorunlu da olmasın.

4. Madem bu kadar kötü, devlet niye zorunlu yapıyor? Bize garezi mi var?

Devlet büyüktür, ülke bütününü gözetir. Ancak bazen hata da yapar: ağaçlara bakmaktan ormanı, ormana bakmaktan ağaçları göremez. Bu sistemle her ne kadar çalışan onun da iyiliğine olacağı düşüncesiyle tasarrufa zorlansa da esas olarak finans sektörüne devlet kasasından ayrılmayan bir ek kaynak yaratmak hedefleniyor.

Zorunlu BES geçmişte sadece Şili’de uygulandı. Diktatör Augusto Pinochet döneminde asker ve polis dışında tüm vatandaşların kendi primini kendilerinin ödemesi istendi, ancak tüm baskılara rağmen sistem çöktü.

(Zorunlu olmayan) Bireysel Emeklilik Sistemi Türkiye’ye 2001 yılında geldi, ancak çok fazla alıcı bulamadı. 2011 yılından sonra yaşanan ciddi zararlar karşısında 2014 yılında devlet BES’i teşvik etmek için yaptığı gelir vergisi indirimini kaldırıp %25 katkı koymaya karar verdi. Zorunlu BES, bu sistemi kurtarmak için yapılan son hamle. Yani finans şirketlerine faydalı olacak bir iş yapılıyor, ama bir yandan da çalışanların faydasına olacak toplumsal tedbirler kaldırılıyor. Ayrıca, çalışmanın toplumsal faydasının çalışana iadesi ilkesiyle işleyen sistemlerin bireysel kâr-zarar hesabına tercüme edilmesi, bugün bütünüyle göremediğimiz zararlara yol açacak, mantık ortada. Zorunlu BES başarılı olursa kıdem tazminatının da bireyselleşmesine örnek oluşturacak. İleride Amerika’daki gibi bütünüyle finans sektörüne bağımlı olan ve kamusal hiçbir yanı kalmamış “sigorta” sistemleriyle karşılaşmamız da olası. Amerika’da tümüyle çalışanın kontrolünde olan bu sistem iş görüyor. Ama toplumun yarısı bu sistemin sağlık alanındaki yansıması yüzünden acı çekiyor. Amerika’daki sistem acımasız, büyük oranda bireysel kâr-zarara dayalı, ama ülke zengin. Türkiye’de oradakinin benzeri acımasız bir sistemin büyük acılar doğurması daha olası.

5. Ya dediğin doğru da kim uğraşacak şimdi çıkmakla? Hem on yıl beklersem beş kuruş bile olsa cebime fazladan para girecek. Böyle iyi bence, kalayım sistemde.

Uzman arkadaşlarımızın yaptıkları çalışmalara göre, minimum kesinti miktarı ile sisteme dahil olan çalışanın 10 yıllık birikimi; anapara, devlet katkısı ve tahmini %6 fon kazancı ile birlikte 15 bin 842 TL oluyor. Yıllık 1.584 lira olan bu paranın maaş olarak aylık getirisi ise 132 TL. Zorunlu BES’in tavan primiyle (321 TL) sisteme dahil olan çalışan için bu rakamlar 10 yıl sonunda 90.318 TL, yıllık yaklaşık 9000 TL olan bu paranın aylık 797 TL’lik geri ödemesi oluyor. Üstelik bu rakamların alınabilmesi için çalışanın SGK emekliliğini beklemesi gerekiyor. Sistemden ilk 3 yıl içinde çıkarsanız devlet katkısı alamıyorsunuz. 3-6 yıl arasında çıkarsanız devlet katkısının yüzde 15’ini, 6-10 yıl arasında yüzde 35’ini, 10 yıldan sonra da yüzde 60’ını alabiliyorsunuz.

bestablo

BES için ayıracağınız aylık ödeme miktarıyla her ay çeyrek altın aldığınızda ise bu rakamların yaklaşık iki katını kazanma imkanına sahipsiniz. Tavan kesinti diliminde yer alan çalışan, BES’e “harcayacağı” para ile on yıl sonunda yaklaşık 117 çeyrek altın sahibi olabiliyor. Çeyrek altının yıllık %18 dolaylarında değer kazandığını düşünecek olursak 10 yıl sonunda tüm altınlarını bozduran çalışanın eline 160.000 TL gibi bir rakam geçmiş oluyor.

Hesaplamalara göre; bireysel emeklilik sisteminden asgari ücret gibi düşük bir tutarda emekli maaşı alabilmek için bile 15 yıl boyunca aylık 417 TL BES ödemesi yapılması gerekiyor.

Özetle, sistemin amaçladığı şey çalışanın tasarruf etmesi ve kazanç sağlamasından ziyade sigorta şirketlerine aktarılacak düşük maliyetli ve uzun vadeli kaynak yaratmak.

6. Tamam tamam, çıkacağım. Ama çıkmak da o kadar kolay mı?

Evet, oldukça kolay. Hatta yıl başında sisteme dahil olan 39 bin çalışanın 21 bini maaşlarından kesinti yapılır yapılmaz cayma hakkını kullandı. Henüz sisteme herkes dahil olmadı, 1 Ocak itibarıyla 1.000 ve üzeri çalışanı olan işletmeler dahil oldu. 1 Nisan 2017’de 249-1.000 arası çalışanı olan işletmeler ile kamu işletmeleri; 1 Temmuz 2017’de 100-250 arası çalışanı olan işletmeler ve mahalli idareler; 1 Ocak 2018’de 50-101 arası çalışanı olan işletmeler; 1 Temmuz 2018’de 10-51 arası çalışanı olan işletmeler ve 1 Ocak 2009’da da 5-11 arası çalışanı olan işletmeler sisteme dahil olacak. Sıranız geldiğinde çıkabilirsiniz (5’in altında çalışanı olanlar dahil değil; çalışan sayısı aynı işverene bağlı çalışanların toplamı). Ayrıca, sistem sizi 2 yıl sonra tekrar dahil ettiğinde yine çıkarsınız.

Zorunlu BES’e dahil olan her çalışan ilk iki ay içerisinde “cayma hakkını” kullanarak sistemden çıkabiliyor. Bunun için yapılması gereken şey, sigorta şirketiyle çalışan arasındaki köprü konumundaki işverene yazılı (e posta yoluyla da yapılabiliyor) olarak başvurmak. Bu başvuru sonrasında 10 iş günü içerisinde yapılan tüm kesintiler geri ödenmek durumunda.

Cayma hakkınızdan yararlanmak için aşağıdaki gibi bir dilekçeyle veya e-mail mesajıyla ilerleyebilirsiniz.

Sayın Yetkili,
Bireysel emekliliğe otomatik katılım kapsamında ……./……./……. tarihinde emeklilik planına dahil edildiğimi öğrendim. İlgili mevzuatın tarafıma tanıdığı iki ay içinde cayma hakkını kullanarak, şahsım adına işverenim tarafından ödenen katkı payının, varsa fon geliri ile birlikte tarafıma 10 iş günü içinde iade edilmesini talep ederim.

ŞEKİLDE GÖRÜLDÜĞÜ GİBİ

info

general2

tables

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s