Dijital hippiler hayatı ve işi birleştirmek istiyor – ama iyi anlamda değil Evgeny Morozov

WeWork gibi hızlı büyüyen veri firmaları ev ve ofis arasındaki sınırları bulanıklaştırmayı umuyor. Çalışanlara bunun bir faydasıysa olmayacak.
 
Güncel kapitalizmin anlık, sürekli iletişim vaadine sahip dijital dönüşümü bizi yabancılaşmadan kurtarma konusunda pek etkili olmadı. Bir sürü muhabbetimiz var, eğlencemiz sonsuz, pornomuz hızlı iniyor ve yüksek kalitede elimize geçiyor ama bütün bunlar özgünlüğe ve bağlılığa yönelik bir şekilde yanlış yönlendirilmiş hasretimizi dindirmiyor.

Yabancılaşmaya karşı daha çok Budizm, farkındalık, internet diyeti gibi basit onarım yollarını bir kenara koyarsak dijital avangard kapitalizm bu konuda iki çözümle geliyor. Bunların birine John Ruskin diğerine de De Tocqueville seçeneği diyelim. Birinci seçenek, William Morris ve diğerlerinin zanaatkarlığını, romantik ve sanatsal emeğini yücelterek sanat ve zanaat hareketinin felsefesini üç boyutlu yazıcılar, lazerli kesiciler ve bilgisayarlı makineler üzerinden genişletti.

Makerspace’ler ve fablab’lar üretimin anlamını ele geçiren işçiler için ofisten bir kaçış olabilirdi. 2014 Maker Hareketi Manifestosunda Amerikan makerspace zinciri TechShop yönetim kurulu başkanı Mark Hatch şöyle diyor: “Somut bir şeyler yapmanın özel bir tarafı var. Bunlar sanki bizim ufak parçalarımız ve ruhumuzun bir kısmını da içlerinde tutuyorlar”.

De Tocqueville seçeneği ise Robert Putnam’ın çok satan Bowling Alone (tek başına bowling) isimli kitabında anlattığı eğilimi tersine çevirmek için dijital araçları gerçek hayatta bir araya gelme amaçlı kullanma taraftarı. Bu tarafa göre sosyal ağlar sayesinde insanlar kendilerine benzer heyecanlara sahip insanları bulacak ve bu da De Tocqueville tarzında sivil toplumu canlandıracaktır.

2000’lerin başında açılan Meetup.com “yüzyüze, akran akrana” buluşmaları hayata geçirdi ve bir modelin öncüsü oldu. Kurucuları formel kurumların üyelerinin bir araya gelmek ve konuşmak için izin almaları gerekmediğini belirttiler ve “hiyerarşiyi al aşağı ediyoruz” dediler. Bu platform Bowling Alone kitabından ilham alarak 2004 Amerika başkanlık seçimlerinde Howard Deans kitle kampanyasında önemli bir rol oynadı. Ayrıca sosyal mobilizasyonun araçlarının arayışı içindeyken şimdi siyasi parti olan ama bir on yıl önce öfkeli vatandaşlar kitlesi olan İtalya’daki Beş Yıldız Hareketinin (Five Star Movement) kendini göstermesine de destek oldu.

Bu seçeneklere ne oldu? John Ruskin seçeneği bugün büyük bir zorlukla yüz yüze kaldı, çünkü zanaatkârlık ve soylulaştırma arasındaki ayrım bulanık. Makerspace zihin öldüren ofis işleriyle tükenmiş bilişsel işçiler için canlandırıcı bir işleve sahip oldu, ancak zihin öldüren bir işi bile olmayanları ise kızdırdı.

Fransa’da, Grenoble’deki fablab, La Casemate’e bakalım; daha geçen ay kırılıp döküldü ve yakıldı. Bu işi anarşistler üstlendiler ve yalnızca “aç gözlü girişimleri” ve meraklılarını çekmeyi önemseyen yerel yöneticileri kınayan bir açıklama yaptılar. Hatch tarafından öngörülen maker devrimi şimdiden kendi çocuklarını yiyor: 15 Kasım’da Techshop iflasını ilan etti.

Peki De Tocqueville seçeneğine ne oldu? Şimdi, o iş daha karmaşık. Meetup.com kasım sonu WeWork tarafından satın alındı. WeWork büyük veri ve emlak işini beraber ele alarak hizmet veren, kendi sözleriyle “bir hizmet olarak mekan” işi yapan (son versiyonu “bir hizmet olarak yazılım”), modern teknoloji endüstrisinin büyüklerinden, 20 milyonluk bir girişim.

Goldman Sachs’tan Japon SoftBank’a kadar (ki bu banka Ağustos ayında 4.4 milyar dolar harcadı) birçok yatırımcıyı işin içine katan WeWork, 17 ülkede, 56 şehirde yer alan 170 bina ağından daha fazlası. Firmanın değeri halka açık en büyük ticari gayrimenkul şirketi olan Boston Properties’in değerini aşıyor ve ayrıca bu değer daha geniş alana sahip gayrimenkul gruplarının değerinden birkaç kat daha yüksek.

WeWork’in tezgahı basittir: Bir teknoloji şirketi olarak ana varlığı verisidir, mülkü değildir. Diğer yandan hızla genişleyen ölçeği kullanım ve yetersiz kullanım ile ilgili verilerin (bloglarında “binalar dev bilgisayarlardır” demektedirler) edinilmesine ve analizine olanak tanır. Sonrasında ise veriye dayanarak kiracılara alan, mobilya ve finansal kiralama konusunda esneklik sunabilir.

Firmanın yüksek değerlemesi, genel olarak mekanla ilgili işler sektörüne hakim olabileceğini düşündürür; örneğin, verileri kullanarak müşterilerin kendi ofislerini yeniden tasarlamasına ve yönetmelerine yardımcı olmak gibi. Firmanın iddiası şudur; mekan ve gayrimenkul yönetimi bulut teknolojisinin yolunu takip edecek ve veri işi yapan birkaç platform tarafından sunulan bir hizmete dönüşecek.  

WeWork yeni nakit desteğiyle birçok yönde genişliyor. Üyelerin iş yerinin üzerinde daireler kiralayabileceği yaşam alanları işine girişti. Bir sağlıklı yaşam merkezi açtı. Gelecekteki üyelerinin kodlamayı öğrenebileceği bir kod yazımı okulu aldı. Öğrencileri “doğal girişimci” olarak kabul eden bir ilköğretim okulu kurdu; böylece meşgul ebeveynlerin çocuklarını daha sık görmeleri mümkün olacak -kendi iş yerlerinde.

Bununla birlikte, esas yeniliği markalaşmasında yatıyor. Silikon Vadisi şirketlerinin  insani niyetler beyan etmesi çok yaygındır. Bununla birlikte WeWork bu konuda rekabet kabul etmiyor. Şirketin kendi önüne koyduğu misyon: “İnsanların sadece geçinmek için değil, bir hayat kurmak için çalıştığı bir dünya yaratmak”.

Şirketin kurucusu Adam Neumann, Forbes’a “Bugünkü değerlememiz ve büyüklüğümüz
kazancımızdan daha çok enerjimize ve maneviyatımıza dayanmaktadır.” diyor. Büyürken İsrail’deki bir kibbutz’da bir süre kalmış olan Neumann, olağanüstü bir şey inşa ediyor: Bir hi-tech kibbutz; ama sinir bozucu, eşitlikçi sosyalizm damarı olmadan (kendisi İsrail gazetesi Haaretz’e “Biz burada kapitalist bir kibbutz yapıyoruz” diye beyanat verdi).

WeWork’in ütopik hırsı iş yerinin ve modern yaşamın sorunlarını çözmek için büyük veriyi kullanabilmektir; kibbutz’ın eşitlikçiliğini değil. Yabancılaşma, bu okumada, kapitalizmin her yerde var olan bir özelliği değil, kolayca düzeltilebilecek bir hatadır – elbette ki verilerle. Bunu düzeltmenin çalışanların iş dışı hayatını iş hayatının içinde çözülmeye uğratmaktan daha iyi yolu var mıdır; işte şimdi veriye aç kapitalist kibbutz sizi isminizle selamlayarak sizinle ilgilenecek ve doğum gününüzü kutlayacak.

WeWork yöneticisi Eugen Miropolski, geçmişte “kent sakinleri kısmen kasaba salonlarında, tavernalarda, kafelerde ve açık alanlarda toplanıp konuşarak günün meselelerinin üstesinden gelirlerdi” diyor ve ekliyor; WeWork “insanların bir araya gelip konuşabilecekleri, yeni fikirleri tartışabilecekleri ve iş birliği içinde yenilikçi olabilecekleri bir yer” olmayı arzulamaktadır.

Nitekim, “topluluğumuz için gayrimenkul sadece bir platformdur” diye sözünü tamamlıyor. Ana okullarından yoga salonlarına kadar diğer her şey bu platformun üzerindedir ve şirket kasabasının 21. yüzyıldaki bu eşdeğerinin en iyi nasıl kullanılacağı WeWork’in veri dahileri tarafından toplum mühendisliğinin çok ince bir türü ile belirlenir. WeWork’un çizdiği gelecekte acele olarak özelleştirilen kamusal alan vatandaşlara iade edilir. Ne var ki hak olarak değil, bol parayla finanse edilen bir veri şirketi tarafından sağlanan ticari bir hizmet olarak. Meetup’ın sivil topluluğu WeWork’un binaları içinde konuşmaya devam edecek. Ancak yabancılaşmaya karşı mücadele artık çok daha fazla veri analitiği uygulamaktan ve aşırı çalıştırılmış bilişsel işçilerin işkence gören ruhlarını dürtmekten ibaret olacak. Bu işçiler yabancılaştıran iş yerlerinden makerspace ve yüz yüze iletişimin konforuna doğru kaçarken; iş dışı yaşamlarının iş yerleri tarafından kolonize edildiğini keşfediyorlar.

Bilimsel yönetimin öncülerinden Frederick Winslow Taylor, fabrika işçilerinden bilgi birikimini (know-how) çekip almanın özenli yollarını tasarlamıştı. WeWork ise işle iş dışı arasında hiçbir ayrım yapmadan, her yerde olan, sürekli ve çoğunlukla görünmez olan verinin çekilip alınmasına güvenmektedir. 1960’ların sonunda, Taylorcu üretim fabrika dışındaki hayatı dönüştürüp belirlemeye başladığında bazı sol kanat entelektüeller “toplumsal fabrika” nın ortaya çıkışı konusunda uyarıda bulunuyorlardı, ama iş bilişsel hale geldiğinde bu süreç duraksadı. WeWork modeli farklı bir geleceğe işaret ediyor: Toplum bugünün fabrikasına, modern ofise geri getiriliyor; ama Taylorcu paradigmanın pek çok unsurunu zayıflatmak yerine pekiştirerek.

Bütün bunların hippi diliyle dile getirilmesi, altta yatan süreçleri daha az Taylorcu yapmıyor. Meetup.com’un WeWork tarafından satın alınmış olmasıyla yabancılaşmaya karşı mücadele yeni bir aşamaya geldi: De Tocqueville seçeneği dışarı, Hippi Taylorizm seçeneği içeri.

Fotoğraf: Washington’da WeWork isimli kooperatif ortak çalışma mekanına giren bir adam. Paylaşımlı ofis girişiminin değeri 20 milyon $ etmektedir. Fotoğraf: Mandel Ngan/AFP/Getty Images
Pazar, 3 Aralık 2017  00.04 GMT

Yazının orijinaline şu adresten erişebilirsiniz.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s