Sınıf mücadelesinde ortak bir çalıştay için: Yeni Emek Çalışmaları Ofisi’nin çağrısına bir katkı

Yeni Emek Çalışmaları Ofisi, “hem ‘gündelik’ hem de ‘uzun vadeli’ ihtiyaç ve çıkarlarını gündemine alacak, somut ilişki ve projeler üretecek, katılımcı, ve farklı alanlardaki çalışmaları kapsayıcı” bir çalıştay için çağrı yaptı*. Ofis, böyle bir çağrının olası adresi olarak DİSK’i işaret etti. Beyaz yakalıların bir emek örgütü olarak bu çağrıyı anlamlı buluyor ve çalışmalara katkı sunmak istiyoruz. Bizce bu çalıştay emek alanında çalışma yapan farklı kesimlerin temasını artırmanın ve sınıf dayanışmasını sağlamlaştırmanın yollarını aramak için iyi bir vesile oluşturacaktır. Plaza Eylem Platformu olarak bu zamana kadar edindiğimiz deneyimleri ve bu deneyimlerin pandemi döneminde şahit olduğumuz farklı tezahürlerini paylaşabilmeyi, beyaz yakalıların sınıf hareketi içindeki varlığını görünür kılmayı ve diğer çalışmaların paylaştıklarından öğrenmeyi umuyoruz.  Bunların yanı sıra, sınıf dayanışmasının kalıcı yolları üzerine birlikte konuşmaya hepimizin ihtiyaç duyduğunu düşünüyoruz.

Çalıştayın, amaçları doğrultusunda, dayanışmanın ihtiyaç duyduğu cevapları arayabileceği önemli meselelerin mevcut olduğunu düşünüyoruz.

  • Önemli ihtiyaçlardan biri, sınıfın farklı kesimleri arasında ne tür araçlarla yapıcı temaslar kurabileceğimiz üzerine düşünmektir. Sınıf içi katmanlaşma ve çıkar farkları, egemenlerin de desteğiyle yapay karşıtlıklara dönüşerek dayanışmayı engelleyebiliyor. Örneğin, mavi yakalı işçilerle beyaz yakalı işçiler arasındaki farklılıkları tümüyle reddetmek de aşırı vurgulamak da bu kesimler arasındaki teması zorlaştırıyor. Evden çalışma/çalışmama ayrımıyla daha da beslenen bu temassızlık, meseleyi bireysel sözleşmeler ve sorunlar düzeyine sıkıştırıyor. Bu düzeyde ise, hem beyaz yakalıların özgün sorunları görünmez kılınıyor hem de sınıfın bütün kesimlerini kesen “görünmez” tahribatları konuşmak imkansız hale geliyor. Pandemiyle birlikte sermaye tüm işçilerin bedenlerini ve ruhlarını esnek çalışma tekniklerinin deneme tahtasına dönüştürüyor. Halbuki çalışmanın herkesin iyiliği için toplumsal düzeyde yeniden düzenlenmesi zorunludur. Fakat bu zorunluluk sektörler ve işçiler arasında yapılan tehlike ve kazanç karşılaştırmalarına boğuluyor. Oysa esas tartışmamız gereken üst düzey politik, ekonomik ve hukuki düzenleme ve engellerden önce sınıfın farklı kesimleri arasındaki temasın düzenlenmesidir.
  • Çalışanların iş hayatı ve iş dışı hayatı arasındaki ayrımın gittikçe bulanıklaşması son derece önemlidir. Pandemi hem bu bulanıklığı artırdı hem de görünür kıldı. Hayatı sürdüren emeğin, yani iş dışı meseleler olarak görülen ev işleri ve bakım işlerinin çalışma kavramı altında ele alınmak zorunda olduğu daha iyi anlaşıldı. İşin hayat üzerindeki tahakkümünü tersine çevirmek için, evi kapsayan ve kaplayan çalışmanın toplumsal düzeyde yeniden düzenlenmesi zorunludur. İşyerlerinde, evlerde ve sokaklarda yapılan her türlü çalışmada cinsiyete dayalı adaletsizlik, güvencesizlik, sınıfsallık ve tahakküm ilişkilerini gün ışığına çıkarmalı; ev işleri, bakım işleri, eğitim ve sağlık zorunluluklarını çalışma düzeni içinde ele almalıyız.
  • Yalıtılmışlık ve yalnızlık da önemli tartışma konuları arasındadır. Sermaye, çalışmanın sosyal niteliğini ortadan kaldırma eğilimindedir. Pandemi bu arzuyu daha da besliyor. Evden çalışan işçiler için olduğu kadar fabrikalarına hapsedilen işçiler için de işyerleri sosyal alanlar olmaktan çıkıyor. Çalışma bağlamındaki tüm sosyal ilişkiler ya sonlandırılmış, askıya alınmış ya da dolaylı hale gelmiş durumda. Çalışanlar arasında sekteye uğramış olan temas, destek ve dayanışma mekanizmalarının onarılması ve yenilerinin inşa edilmesi toplumsal bir ihtiyaçtır. Yalıtılmışlığın toplumsal sonuçlarından biri de bireylerin geleneksel ve otoriter dayanışma ilişkilerine terk edilmesidir. Birçok emek örgütüyle paylaştığımız “Yalnız kalma, yalnız bırakma!” ortak sloganımızın ruhuna uygun dayanışma ilişkilerini kurmadığımız sürece bu açmazdan kurtulmamız daha da zor olacaktır.
  • Önümüzdeki dönemde çalışma hukuku bağlamında hakların korunması ve yeni koşullara uygun yeni hakların üretilmesi önemli bir ihtiyaçtır. Bugün mevcut olağanüstülük koşulları tek taraflı olarak sermaye lehine değerlendiriliyor. Halk sağlığının gereklilikleri “Ekonominin” üzerine çıkamıyor ancak işçilerin küçük ekonomisi ve hayatı rahatlıkla yıkıma sürüklenebiliyor. Yaşanan hak kayıplarının takibi, telafisi ve tersine çevrilmesi için araçların üretilmesi toplumsal bir ihtiyaçtır. Bu anlamda, Plaza Eylem Platformu’nun istenatildim.org sitesi üzerinden yaptığı çalışma mütevazı bir örnek oluşturabilir. Bu çalışmayı gönüllü bir çabayla yürütmek onun potansiyellerini sınırlamaktadır. Bazı emek örgütleri ve sendikalar da benzer deneyimlere sahiptir. Bu deneyimleri kurumsal araçlara dönüştürmeliyiz.
  • Tüm olumsuzluklara rağmen pandemiyle birlikte çalışma düzeninin değişime zorlanmasının sağlayabileceği bazı imkanlar da dikkate alınmalıdır. Çevrimiçi ortamın yeni sosyal alan olarak değerlendirilmesi, sosyal mesafenin getirdiği yeni sorun ve imkanların tartılması, işçi sınıfının değişikliklere sadece tabi olmayıp talepler geliştirebilmesi için çaba sarf etmeliyiz.

Toplumun geleceği hızla belirlenirken emek örgütlerinin yukarıda önerdiğimiz gündemleri ve benzerlerini önüne koyması gerektiğine inanıyoruz. Konu başlıkları her ne kadar iri görünse de birlikte kotaracağımız projeler, kararlılıkla yürüteceğimiz küçük çalışmalar, sorumluluk ve ciddiyetle ele alacağımız tartışmalar işimizi kolaylaştıracaktır. Bu anlayışla gerçekleştireceğimiz çalıştay; geçilmesi zorunlu, uzun ve tedirgin edici yolun aslında küçük adımlardan oluştuğunu gösterecektir.

Bu tarz bir tartışma ve üretme ortamına yapılacak her türlü kapsayıcı çağrıya dahil olmaya ve emek vermeye hazır ve istekliyiz. Yolumuz açık olsun.

*Çalıştayın çağrı metnine şuradan ulaşabilirsiniz: http://yeniemek.org/emeklerimizi-bir-araya-getirmek-sinif-mucadelesinde-ortaklasma-calistayi/

Bir cevap yazın